Esenyurt’un Yenikent Mahallesi’nde bulunan ve mahalle sakinlerinin yakından tanıdığı, belediye meclis üyeliği yaptığı dönemde genç yaşta hayatını kaybeden Seyhan Kahramanın adını taşıyan Kültür Merkezi’nin tabelaları bir gecede söküldü. Meclis kararıyla verilen ismin kaldırılmasına yönelik bu uygulama, kamuoyunda geniş yankı uyandırırken çok sayıda vatandaşın da tepkisine neden oldu.
Bir kente kayyum atanır…
Vatandaş beklentiye girer.
“Acaba yıllardır çözülemeyen sorunlar çözülecek mi? Trafik rahatlayacak mı? Bozuk yollar yapılacak mı? Sosyal belediyecilik güçlenecek mi? Esenyurt nefes alacak mı?”
Ama günün sonunda kamuoyunun önüne gelen en hararetli tartışmalardan biri ne oluyor?
Bir kültür merkezinin tabelası.
İşte tam da burada şu soruyu sormak gerekiyor:
Esenyurt’un gerçekten en büyük problemi bu mu?
***
Bir belediyenin enerjisini, zamanını ve kamuoyunun gündemini, yıllardır o isimle anılan bir kültür merkezinin adını değiştirmeye ayırması hangi sorunu çözüyor?
Bir isim değişince işsizlik azalıyor mu?
Bir tabela inince trafik düzeliyor mu?
Bir yazı sökülünce kentsel dönüşüm hızlanıyor mu?
Yoksa ortada yalnızca “Ben geldim, benden önce yapılan hiçbir şey aynı kalmayacak.” anlayışının yeni bir örneği mi var?
Üstelik söz konusu isim sıradan bir isim de değil.
Meclis kararıyla verilmiş, Esenyurt’un hafızasında yer etmiş Seyhan Karahan ismi…
***
Bir ismi yaşatmak, sadece bir tabelayı korumak değildir.
O ismin temsil ettiği emeğe, hatıraya ve toplumsal hafızaya sahip çıkmaktır.
Daha da ilginç olan ise çözümün aslında bu kadar basit olmasıdır.
Yeni bir isim vermek mi istiyorsunuz?
Yeni yapılan bir park var.
Yeni açılacak bir tesis var.
Yeni oluşturulacak bir sosyal yaşam alanı var.
İstediğiniz ismi oraya verin.
Kimsenin itiraz edeceğini sanmıyorum.
Ama yıllardır kullanılan bir ismi kaldırmak, ister istemez şu soruyu akıllara getiriyor:
Gerçekten yeni bir eser mi ortaya koyuyorsunuz, yoksa mevcut hafızayı yeniden mi şekillendiriyorsunuz?
***
Siyasetin en büyük hatalarından biri, “Her gelen, kendinden öncekini silerek iz bırakacağını sanmasıdır.”
Oysa kalıcı iz bırakmanın yolu silmek değil, üzerine yenisini inşa etmektir.
Daha önce Esenyurt’u yöneten farklı siyasi anlayışlardaki belediye başkanları da oldu.
Hiçbiri, sırf siyasi farklılık nedeniyle geçmiş dönemin tüm izlerini ortadan kaldırmayı tercih etmedi.
Çünkü şehirler seçim kazanmak için değil, nesiller arasında köprü kurmak için yönetilir.
Eğer bugün gerçekten kültür merkezi farklı bir amaçla kullanılacaksa, örneğin bir yaşlı bakım merkezi yapılacaksa, buna kimsenin itiraz edeceğini düşünmüyorum.
Yaşlılara hizmet etmek de son derece kıymetlidir.
Peki, neden bu hizmet, yine Seyhan Karahan ismiyle devam etmesin?
“Seyhan Karahan Yaşlı Yaşam Merkezi” ya da benzeri bir isim neden tercih edilmesin?
***
Bir isim yaşarken yeni bir hizmet üretmek mümkünken, neden ilk tercih isim değiştirmek oluyor?
İşte kamuoyunun anlamakta zorlandığı nokta tam da burasıdır.
Çünkü vatandaş tabela savaşları değil, hizmet yarışları görmek istiyor.
Esenyurt’un bekleyen onlarca sorunu varken, kamuoyunun enerjisini bir isim tartışmasına hapsetmek kimseye kazanç sağlamaz.
Siyaset, insanları kutuplaştırmanın değil, ortak değerlerde buluşturmanın sanatıdır.
Bugün kaldırılan bir tabela belki yarın yeniden asılır.
Ama kırılan toplumsal güveni, zedelenen vefa duygusunu ve oluşan gereksiz kutuplaşmayı onarmak çok daha uzun sürer.
Unutulmamalıdır ki;
Şehirler isim silerek değil, eser bırakarak büyür.
Ve yöneticiler, değiştirdikleri tabelalarla değil, çözdükleri sorunlarla hatırlanırlar.
ÖZEL HABER: M. Emin BEYAZ