SON DAKİKA

En Son Nokta

MUSTAFA OKTAY DÜZ YAZDI; İTTİFAKLAR ve TÜRK SİYASETİ!

Yazı dizimize Türk siyasi literatürüne yakın zamanda yerleşen ittifaklardan bahsederek devam ediyoruz. Ancak daha iyi anlaşılması için bir takım hatırlatmalar yapmakta fayda olduğunu düşünüyorum.

Bilgileri Kopyala
MUSTAFA OKTAY DÜZ YAZDI; İTTİFAKLAR ve TÜRK SİYASETİ!
Kategori: Genel - Bu haber 7.384 kez okundu.

Başlayalım o zaman.

Türkiye 2013,  Dünya ise 2020 yılından beri ekonomik dengeleri alt üst eden bir çok etkenle karşı karşıya kalma durumundaydı.

“Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” demiş büyüklerimiz. Yani, insan hafızasının hastalığı unutkanlıktır. Aslına bakarsanız bu hastalık bazen rahmete dönüşür. Mesela çok sevdiğimiz birini kaybettiğimizde eğer ki unutamasaydık onun acısıyla kahrolabilirdik. İyi yanlarının olduğu bu durum bazen ise yapılan bir çok güzel şeylerin de unutulmasına neden olabiliyor. O yüzden ara ara insanlara bazı şeylerin hatırlatılmasının elzem olduğunu düşünenlerdenim.

Dilerseniz yukarıda söz ettiğim, neden 2013 yılının cevabını birlikte hatırlayalım!

Büyük ekonomik buhranın ertesinde iktidara gelen Ak Parti hükümetlerinin yenilikçi ve titiz çalışmaları sonucu düzelmeye başlayan ekonominin sonuçlarını 2007 ile 2013 tarihleri arasında milletimiz başta olmak üzere ülkemiz bir çok yerli ve yabancı yatırımcının güvenli limanı olmuş, bu tarihler arasında herkes zenginleşmeyi hissetmeye başlamıştı. 2013 yılının ortalarına kadar süren bu istikrarın daha çok büyümeye ve toplumun refah düzeyinin yükselmesine vesile olduğunu görenler yine yüz yıl önce oynadıkları oyunlarından vazgeçmediler.

Sözde meseleleri “ağaç” olan bir avuç piyonun toplum üzerine etki etmesiyle doğa hassasiyeti içerisinde olan yalnız bunların asıl meselesinin ağaç olmadığını anlayamayan gençlerin de katılımıyla başlayan “Gezi Parkı” olaylarıyla ülkede yapılan bir çok yatırımı ve ekonomik istikrarı durdurmaya çalıştılar.

Hatırladınız mı? Onlardan biri mesele ağaç değil diyordu! Aslında bu cümlesiyle anlatmak istediği meselenin büyüyen, istikrar sağlayan ve o zamana kadar çok iyi yönetilmiş Türkiye’nin önüne geçmek ve tüm bu gelişmeleri engellemekti.

Başaramadılar…!

Başaramadıklarını görenler yenilen pehlivan güreşe doymaz misali sırasıyla 17-25 Aralık, 6-7 Ekim Kobani olayları, bu milletin yıllarca kanayan yarası olan “Çözüm Süreci”nin sonlandırılması için gerçekleştirilen Ceylanpınar saldırısı ve tüm bunların arasında irili ufaklı bir çok meselenin müsebbibi olup başaramayanlar son kozlarını 15 Temmuz 2016 yılında yine tarihimize onlar açısından kara bir leke, demokrasi ve millet açısından yeni bir sayfanın açılmasına neden olan hain darbe girişimi. Tüm bu olayların neticesinde artık tarihimizin gerekliliği ve devletimizin selameti için yeni bir sistem konuşulmaya başlandı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi…

Bu sistemle birlikte yıllarca süregelen siyasi istikrarsızlığın ve çok sesliliğinin getirmiş olduğu tüm olumsuzlukların önüne geçileceği düşünülüyordu. Hesap edemedikleri tek unsurun ve aslında en önemlisi olanının milli ve yerli bir muhalefetimizin olmamasıydı. Gerçekleşen olaylar neticesinde ve millet tarafından arzu edilen ve onaylanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ardından “İttifak” kelimesi de siyasi literatürümüzde yerini almaya başladı. Bir yandan derdi ve davası devlete, millete hizmet olan bir anlayış ile devletinin ve milletinin lehine yapılan her şeye karşı çıkan muhalif bir anlayış. Hatırlatmakta fayda vardır demiştik. Bunların bir milletvekili, iktidar iyi bir şeyde yapsa biz karşı çıkacağız dememiş miydi?

Bir taraftan şehirlerin gelişimini ihya etme çabasıyla yollar, köprüler, üniversiteler, şehir hastaneleri gibi birçok esere imza atan iktidar. Bir taraftan yapılan tüm bu yatırımları durdurmak ve bununla da yetinmeyip yıkma söylemleriyle karşılarında duran muhalefet.

Milletin sorunlarını tespit edemeyen, millet lehine söylemlerde ve eylemlerde bulunmayan, hiç bir şekilde siyaset üretemeyen bir de bunların içerisine partilerinde önemli görevler verilmiş, önemsenmiş yalnız bu fırsatları değerlendiremeyen her fırsatta ikilik çıkarma çabalarında bulunan iki küçük parti de katılınca. Bu benzemez bileşenlerin tek dertleri ve siyasi başarıları olarak gördükleri argümanlarının Recep Tayyip Erdoğan’ı yenmekten başka bir şey olmadığını anlamamak mümkün değil.

Daha önce ki bir yazımda da belirttiğim üzere:

“O gün ki zihniyet Abdülhamit gitsinde ne olursa olsun diyorlardı. İşler kötüye gittiğinde ise “biz sadece Abdülhamit’in gitmesini diledik sonrasını düşünemedik” cümlesinin pişmanlığıyla boğmuşlardır kendilerini.

Bugünde aynı zihniyetin torunları Erdoğan gitsin ne olursa olsun anlayışını benimsemişlerdir”.

Bu arada masanın altında bırakılan sözde Kürt temsiliyetini elinde bulundurduğunu iddia eden partiyi de unutmamak lazım.

Masa demişken! Yuvarlak mı olsun, kare mi olsun diye oturacakları masanın şekline takılan, oturma düzenleri, konuşma sıraları, ittifakın adı gibi konular üzerinden haftalarca tartışılan ve bir araya gelemeyenleri de unutmayalım.

Bu kadar basit ve önemsiz konular üzerinden yapılan tartışmalar ile şimdiden daha önemi yüksek memleket meselelerinde nasıl tavır alacakları ve anlaşacakları kafaları karıştırmaya başladı bile.

Mesela; artan enflasyonu, döviz kurunu, işsizliği yada memnun olmadıkları ekonomiyi nasıl düzelteceklerine dair bir projelerine bile şahit olmadık. Partilerin yetkili kurul üyeleri tarafından yapılan en makul açıklama iktidar değişsin düzelir. Lakin haklarını yemeyelim Türkiye’yi eskiye götüreceklerine dair açıklamalarını da görmezden gelmeyelim. Genel başkanların bu zaman kadar ki en büyük vaadi gerisin geriye gitmek.

Örneğin; düşünelim!

2023 seçimleri gerçekleşti ve millet İttifakı kazandı diyelim.

Meselemiz sınır dışı operasyona teskere oylaması hangi taraf kendi düşüncesinden ödün verecek. Bugün bir oturma düzenini kendi içinde çözemeyen anlayış yarın makam koltukları mesele olunca nasıl çözüm bulacak.

Milletin o kadar sorunu varken bunları nasıl çözeceklerine dair hiç bir planı olmayan bir ittifakın adı da “Millet İttifakı”. Düşününce gülmemek elde değil. Benim naçizane fikrim ittifakın ismini değiştirsinler. Millet ittifakının bu zamana kadar milletin menfaatleriyle ilgili hiç bir söylemine şahit olmadım.

Hani derler ya; buraya yazıyorum üç sene sonunda bunlar bir birlerini idare edebilirlerse bende hiç bir şey bilmiyorum.

Ben eminim, sonunda dışarıdan destekli iki(2) toplamda 8 ayakta güç kalsa, CHP, İyi Parti, Saadet Partisi, Deva, Gelecek Partisi, Demokrat Parti, HDP ve FETÖ, onlar birbirini vuracaklar. Böyle yapılar elde ettiklerini paylaşırken birbirini ifna ederler çünkü.

Ezcümle “keskin feraset keramete nal toplatır”.

Kimse hesabi düşünmesin. Milletin feraseti onların hesabından daha büyük

Mustafa Oktay DÜZ-Eğitimci/Yazar

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA
Don`t copy text!